Haksızlığa Dur Demek
Haksızlık karşısında tarafsız kalmak, çoğu zaman erdem gibi sunulur. Oysa bazı anlar vardır ki tarafsızlık, adaletsizliğin en sessiz destekçisidir. Çünkü haksızlık, en çok suskunlukla beslenir. Bir yan canı yanarken diğer yanın sessizliği, teraziyi zaten bozar.
Tarafını belli etmek; bağırmak, kırmak ya da kavga etmek değildir. Tarafını belli etmek, doğruyu savunma cesaretidir. Bedeli olacağını bilerek doğruda durmaktır. Konfor alanından çıkmayı, yalnız kalmayı, hatta yanlış anlaşılmayı göze almaktır. Çünkü adalet, çoğu zaman kalabalıkların değil, vicdanı diri olanların omuzlarında yükselir.
Bir yanlış karşısında “bana dokunmuyor” demek, yarının mağduru olmaya razı olmaktır. Bugün başkasına yapılan haksızlık, sessizlikle onaylandığında yarın daha güçlü, daha pervasız bir şekilde geri döner. İşte bu yüzden tarafını belli etmek, sadece mazlumu değil, geleceği de savunmaktır.
Haksızlık karşısında durduğun yer, kim olduğunu ele verir. Güçlünün yanında mı, doğrunun yanında mı durduğunu… Çünkü adalet, kimin kazandığıyla değil; kimin haklı olduğuyla ilgilenir. Ve bir insanın gerçek değeri, rüzgârın yönüne göre değil, vicdanının pusulasına göre nerede durduğuyla ölçülür.
Yorumlar
Yorum Gönder